
Devamını okuyun...

Bildiğimiz gibi dünyanın en büyük sorunlarından bir tanesi küresel ısınma.Önemli olan bu sorunun ortaya çıkmasını engellemekti(bir birimizi yemekten fırsat bulamıyoruz ki) lakin artık çok geç.Artık amaç sorunu durdurmaya çalışmak olmalı.Şüphesiz ki ülkemiz ve dünya üniversitelerinde bu konu hakkında araştırmalar yapılmaktadır.
Merhaba ben Ergün.Bu blogun kurucusu Mr.Erdal'ın kardeşiyim.Abim pek futboldan anlamadığı için ve ben futbol manyağı olduğum için artık siz hayranlarımla beraberim.Hadi ilk yorumumuza başlayalım.
Az önce okuduğum haberde Şanlıurfa Harran Tıp Fakültesinde okuyan öğrencinin maalesef aşkına karşılık vermeyen kızı boynundan bıçaklayarak öldürmüş.Olay çok üzücü amma şurda unutulmaması gereken birkaç şey var.Acaba bu çocukların böyle çirkin şeyler yapıp nice aileyi karartmasına sebep olan sadece basit zaten öğrenciler arasında olan AŞK olayları mı?
Televizyonda izlediğim birkaç diziden biri olan Kurtlar Vadisi izleyenler bilir geçen hafta merakla beklenen bölümü ekrana gelmedi.Sebebini bilmiyordum taki bugün Zaman gazetesini okuyana dek...Haberde Kurtlar Vadisinin geçen bölümlerinde Hakanın Abdülheye yaptığı işkence görüntülerinden dolayı Rtük Show Tvye ağır bir fatura kesmiş.Tam 250 bin Ytl para cezasına çarpmış.O bölüm hatırlıyorum 10 dak.ya yakındı ve Abdülhey bir filistin askısına bağlamış türlü türlü işkenceler yapıyordu.Tabii bu tür görüntüler belli bir yaş sınırı içermesi gerekiyor çocuklar için sakıncalı ama zaten Kurtlar Vadisinin +7 yaş sınırı var ama bunları anne babaları ne kadar önemsiyor bilmiyorum...Ama şunu da söylemeliyim o tür görüntülerin de olması gerkiyor çünkü film tadındaki bir diziye gerçeklik katması yönünden gerekli...Kapatma nedeninin aynen ekliyorum
Bilmeyen kalmadı Paris Hiltonun Türkiyeye geleceğini...Herkesin haberi vardır çünkü gündemde değişik ve renkli :) bir vakaydı.Paris bugün itibariyle Türkiyeye ayak bastı ve basar basmaz hemencik de Amerikada olanlar gibi Türkiyede de bombayı patlatacağm der gibi ilk sinyalleride vermiş oldu sayın başka derdi olmayan değerli vatandaşlarıma :)...Hele bir bırakın nefes alsın canım bir yorgunluk kahvesi içsin ondan sonra ne edecekse kendisi eder zaten siz niye karışıyorsunuz ve ona onun fotoğraf makinesine güzel kareler veriyosunuz anlamış değilim neyse...Tamam güzel hoş bir bayan bunu kabul ediyorum ama daha teze bismillah derken :) onu ya da gazetecileri bilmiyorum YUlamak pek yakışmadı size...Hele bunu da bırak ondan sonra kavga çıkarmak hiç yakışmadı...Maalesef üzülerek ta Erzurumdan izliyorum bu olanları biraz endişeyle karışık korkuyorum...Çünkü bizim millet nedense bazı şeyleri hiç ders almadan çok çabuk unutuyor.Şuanki Türkiye'nin bir yerlere doğru sürüklendiğini görmeleri için birazcık Paris Hilton vb. gibi aldatmacaları görmezden gelmeleri gerekiyor. Diyeceksiniz ya sen şimdi böyle diyorsunda yarın(artık bugün oldu :)) izlemezsen ben ne oliyim!:) Burdan söz verebilirim ki izlemeyeceğim çünkü yapacak daha iyi şeyler bulabileceğimi umut ediyorum o ana dek yaşarsam!2.Adım:Açılan sayfada hangi blog sağlayacısı kullanıyorsanız ona tıklayın biz Bloggera tıklıyoruz yandaki kız da güzelmiş :D
3.Adımda resimde anlatılmış herşey bakiniz :D büyük hali içün üstüne tıklayın

Bloggera tıkladıktan sonra sizden kullanıcı adı ve şifrenizi isteyecektir giriş yaptıktan sonra tamama tıklayın alın sizi bloğunuz içindeki blogcuğunuz hemi de heryerde güncelleyebileceğiniz...Kolay gelsin her türlü sorunuzu sorabilirsiniz yorum kısmına byes....
Bundan tam 94 yıl öncesine dayanan, unutulmaya yüz tutmuş bir gerçeğin hikâyesi... Onlar tarihimizi karlı dağlara kanlarıyla, bedenleriyle yazdılar. Yaşları 12 ila 17 arasında değişen 120 tane çocuğun şanlı Türk askerine cephane yetiştirmek için yollara dökülüşü… İzlerken ağlamamak için zor tuttum kendimi. 120 küçük çocuk… Onlar; kışın en sert, en dondurucu soğuğunda vatanı uğruna Ermeni askerlerini dahi aşıp, Türk ordusuna cephaneyi başarıyla teslim edip, dönüş yolunda donarak ölen 120 çocuk. Kimisi eline top bile alamadan silah almıştı, kimisi ise gençliğinin en taze döneminde vatanı uğrunda ölmekle ödüllendirilmişti.
Yukardaki resmi vermemin sebebi polislere ya da bu olayları hazırlayanlara tepki göstermek değil...Sadece insanlığımızı biraz sorgulamak istiyorum...Neler çizerdik ki hayata dair! Güzel bir dünya, neşeli, mutlu , umutlu insanların olduğu, kederin, üzüntünün insanlardan uzak kaldığı..Ne kavgalar olurdu, ne savaşlar olurdu. Kalemi her elimize aldığımızda barışı çizerdik. İnsanlık adına yaşar ve insanlık adına ölürdük.Şu dünyada çığrından çıkmış insanları, bir çırpı da silerdik. Sevgi adına, insanlık adına tertemiz duygularla severdik insanları…daha fazla konuşmayacağım....İnsanları sevmekle bitmiyor herşey...Ne yapmak lazım peki?...
18 mart Çanakkale Zaferi için birşeyler diyemeyeceğim çünkü onun için onun ruhunu yansıtacak hiçbir kelime bulamıyorum zaten az kalır.Ama şunu bilmek gerekir ki o gün Osmanlı Devletinin elinde hiçbirşeyi yokken bu şartlarda bağımsızlığınızı istiyorsunuz o inanca o RUHA sahipsiniz ve sonunda o şanlı destanı yazıyorsunuz.Çanakkale savaşında şöyle bir husus yoktu mesela farklı bir ırktan bir savaşa katıldığında sen Türk değilsin o zaman bu vatan senin değil bizimle savaşamazsın denilmedi sen düşmanımızsın karşı tarafta olmalısın da denilmedi.Hepsinin adı o andan sonra Mehmetti ne Okandı ne de Şiwandı ne de Temeldi...Ve beraber omuz omuza dizdize aynı siperde sarılarak öldüler öldürdüler ve şehit olurken gömülürken bile beraber omuz omuza gömüldüler...Böyle bir RUH yaşandı hepimizin vatan toprağında...
Ne zaman Linkin Park hakkında birşey duysam çok heyecanlanırım yaptığı yeni şeyleri dikkatle takip ederim çünkü bilirim ki harika şeyler yaparlar.Biraz geç tanışsam da çok sıkı hayranı olduğum bir nu-metal grubu...beni bu grupla tanıştıran Nurettin arkadaşa da teşekkür ediyorum şimdi bunları okuyamayacak kadar yoğundur doktor adayımız :D.İyiki de tanıştırmış bir dinledim ki ya ben şimdiye kadar nasıl duymadım dedim kendi kendime tabii Türkiyenin Tv kültürüne saldırdım hemen :D...Size Linkin Parkdan bir kaç haber vereyim.Linkin Park şimdiye kadar hiç Türkiye gelmemiş ender gruplardandır epey bir hayran kitlesi olmasına rağmen düşünsenize doğunun Erzurumundan bile hayranı var :D...Artık Türkiye gelin diye forum sitelerinden o kadar imza toplandı anketler yapıldı haddi hesabı yok...Bunların hepsine katıldım ama ne çare bir türlü gelmiyordu o kadar da meşhur FOREVER LP yağcılığı da yapmamıza rağmen neyse LP haziranda Türkiyeye geliyor tam tarih 23 haziran diyorlar ama ortada daha birşey yok diyenler de var ama söylentisi bile insana hoş geliyor.Aslında beni bu gruba çeken bir yönü de ben hiphopın sözlerine rockın da müziğinden vazgeçemiyordum baktım ki bu harika adamlar ikisini de harmanlamış kendi usullerince işte budur dedim ve bağlandım hatta onlara bir blogda açtım kalmadım bu bloğa lpblog.net diye alan adı alıp yönlendirme bile yaptım ama fazla kaynak bulamadığımdan sürdüremedim ama anısı yetti bana.
Merhaba bugün size üzücü amma anlatılmasını çok uygun bulduğum fakültemizde geçen bir olayı anlatacağım.Geçen sene olan olayı etrafta bir kaç kişiye anlattım sadece çünkü anlattıkça daha da üzülüyorum burda anlatayım da kökünden kurtulayım bundan.Erzurumun Karayazı diye bir ilçesi var sosyoekonomik düzeyi çok düşük olan ilçelerden biri.Bu ilçenin köylerinin birinde yaşayan bir aileden baba 7-8 yaşlarındaki kızını almış fakülteye getirmiş ve koridorda bağırıyordu "KIZIMI KURTARIN" diye.İlk başta irkildim acaba bizim fakülte fakir diye bunlara bakmadı mı diye ama işin aslı böyle olmadığını öğrendim.Baba kızının geleceğini mahvettiğini nerden bilebilirdim ki...Baba köyde kız minikken 3-4 yaşlarındayken babası , kızının çürük dişlerinden biri ağrımaya başladığında teknisyene götürmüş diş hekmine değil...Teknisyen dişlerinin çoğu çürümüş demiş ve o an babasının aklına büyüklerimizin taktığı takma dişleri yani total protezleri gelmiş ve teknisyene kızının çürümüş dişleriyle beraber tüm dişlerini çekmesini istemiş ve bir takma diş yapmasını istemiş.Ama bilmiyor ki çocuk dişlerinin gelişim çağı olduğunu zannetmiş ki kızı rahat edecek ve tüm dertlerden kurtulacaklar.Şunu bilmek gerekiyor ki çocuklarınızın dişlerini süt dişlerini sakın çekmeyin ve bilin ki altta gelişmeye başlayan daimi yani gerçek dişlerin oluşması süt dişlerinin gelişmesine bağlıdır.İlerde süt dişleri alttaki dişlerin kuvvetiyle kendisi sallanmaya başlar ve düşerler.Diğer hususta (tam uzman gibi konuşmaya başladım bana birşeyler oluyor :D) dişlerin zaman dilimi içerisinde normal olarak gelişmesi çenenin de o boyutta kafayla orantılı olarak büyümesine yol açacaktır.O yüzden dikkat edin kesinlikle çok zorunlu olmadıkça çocuklarınızın dişini çekmeyin...Kıza dönecek olursak kızın dediğim gibi bu olaydan dolayı çenesi gelişmemiş ve çok küçük ve zayıf bir çeneye sahip olmuştu görünce çok üzülmüştüm.Diş hekimliğinde de cevap git teknisyen alçağı düzeltsin olmuştu.Şimdi burda suçlu kim cahilliğinden dolayı baba mı, güneydoğuya 12 milyar dolar para yağdırıp bu sorunları çözeceğine inanan devlet amca mı yoksa ben miyim?Ama şu kesin ki ortada bir suçsuz var o da cehalete kurban verdiğimiz nice yavru kardeşlerimiz!
Aslında bu yazıyı yazmamın bir iki nedeni var.Birincisi ortada benim gibi yeni emekleyen blogların neleri dikkat etmelerini bilmek ve de bildirmek.İkincisi takip ettiğim güzel bloglardan olan Mashable ın sürekli yayınladığı maddeli yazılardan yazmak.Bu bloglara hava kattığı da ortada o başka mesele :D.Aslında başlık bloğunuzu hatırlamam için 10 neden derdim aynı şeyin tersi olurdu ama bunun için bir blogda olması gereken 10 neden diye sıralayan blogdaşlar illa vardır bakmadım...Tez elden başlayalım işte senin bloğunun benim hafızama yerleşmemesinin 10 nedeniOhh bitti! Daha bir sürü sebep sıralanabilir bunlar benim aktaracağım bloğunuzu untmam için 10 sebebim.Bunları bloğunuzda gördüğünüzde lütfen düzeltin en azından beni de uzun yıllardır bir blog okuyucusu olarak dikkate alıp düşünün üzerinde...Unutmayın hiçbirşey için geç değil ve korkmayın birikiminizi paylaşın blog YAZZIINN :D Selametle ....
Duymuşsunuzdur akşam Uludağ Üniversitesinde dün akşam öğrenclerinde bulunduğu bir kısım arkadaşlar arkadaşlarıyla kavga ettiler.Arkadaşlar çünkü hep aynı sıraları paylaşıyorlar,aynı kampusun havasını soluyorlar,aynı memlekette,aynı dili konuşuyorlar.Daha o kadar ortak yanları var ki sadece ve de bence en güzel tarafları olan fikir ayrılığı yüzünden maalesef kavgaya tutuşturuyorlar.Bu aynen gemi misaline benziyor.Bir gemi de 10 kişi var 9 masum 1 cani ve o gemiyi birileri 1 cani yüzünden batırılması kararını alıyor.Şunu bilmek lazım fikir ayrılığı Türkiye'de ne yazık ki yanlış kullanılıyor.Fikirler bir olunca zaten bu ülkede farklı birşeyler oluşmasını bekliyemezsiniz daima yerinde sayar.Örneğin okuduğum fakültede bir grup arkadaş aynı fikirde birşeyleri ortak konuştuğu zaman birisi atlayıp siz yanlış düşünüyorsunuz böyle böyledir deyip gerçekleri söylemek kaydıyla fikirlerini dökerse bundan gayet memnun olurdum.Tabii bazıları üstüne yürümeye kalkışsa da :D.Sonuç itibairyle dediğim gibi birileri bizim kavga etmemizi istiyor ve eski karanlık döneme çağırıyor Türkiye'yi.Her ne kadar şu sıralar iyi sinyaller olmasa da umudumuzu hiçbir zaman yitirmemeliyiz.Zaten biz ülke olarak hangi dilden,dinden,ırkdan,fikirden olursak olalım bizim dayanışmamız,birbirimize saygı
göstermemiz ve bizi bu değer yargılarımızdan faydalanıp ayırmak isteyenlere de bir çift klasik lafla susturmamız lazım...
Bu haberi vermeden önce Siberkültürdeki tavsiye üzerine Safari kullanmaya başladım ve inanırmısınız acayip hayran kaldım.İnternet explorera nerdeyse düşman kesti beni.Öncelerden Apple ürünleri kullanmıştım ipod,mac gibi ama yazılımlarının pek düzgün çalışmadığını duymuştum o yüzden uzak kalırdım onlara.Ama Safarinin bir web tarayıcısı olarak kendini çok geliştirdiği ortada ve bu yazıyı da Safariden yazıyorum yazı tipi çok güzel bayıldım.
(örneğin hiçbir filmde iki rekât namazın doğru dürüst kılındığını görmedim. Namaz kılan kişi, tahiyyata oturur oturmaz selam veriyor), din adamı profili sahnelenirken takınılan tavır… Bunların hepsi Türk sinemasına bugüne kadar yön verenlerin yaptıkları şerefsizliklerden sadece bazılarıdır. Türk sinemasında imam kötüdür; insanları (özellikle çocukları) sevmezler; imamların sakalları halı fırçası gibidir, ayakkabıları eski ve çamurludur (çoğu zaman elbisesi yırtık, yamalı ve ütüsüzdür); konuşması kabadır; insanlara karşı içinden hainlik besler; gözü milletin karısında-kızındadır; medeniyetin, ilerlemenin, bilimin ve ilmin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir vs. vs. vs.Ama biz hala bunlara desteklerimizi sürdürüyoruz dur demekse hep başka bahara kalıyor...
versiyonuydu ve bu Türkçe olması ve Türkiye'de ilk olması avantajlarıyla türk bloggerlarda hatta sitelerde en çok kullanılan oldu.
maalesef sabir duran bir düzenek var.Eklebunun bence tek avantajıysa arayüzünün Türkçe olması.Bu hizmet adına en son gelişme de bu alanda ben de varım diyen Sayfayıekle.Com oldu.Bu servisin şuan beta aşamasında ve çok fazla imleme kanalı mevcut değil ama bu servisin ilerde blog istatistiklerini de gösteren bir yapıyla sahne alacak merakla bekliyorum.Dilerim ki Eklebunu.com Nokta tarafından satın alındıktan sonra yeni değişiklerle karşımıza çıkar.Herkese tavsiyem bu servisleri mutlaka kullanın ziyaretçi sayınızda önemli değişikliklere sebebiyet verir.(anlatım bozukluğu oldu ama başka kelime akılma gelmedi.)
Biz o güzel çocuklar olarak, o mahallelerden çıktık sokaklara. Komşularımız vardı o mahallelerde, veresiye defteri olan bakkalımız, bizi öğrenci tıraşı eden babamızın berberi vardı.Başımızda dikilir berbere emirler yağdıran babalarımız.Abla ve ağabeylerimiz vardı, onların aşklarını korur ve kollardık.Sırlarını içimizde tutardık patlarcasına :D Evlerimizin bahçeleri vardı; delisi, sarhoşu eve geç geleni, kavgacısı ve hovardası vardı mahallemizin. Birbirimize misafirliğe giderdik, annelerimizin ellerinde mutlaka bir şey olurdu.En rağbeti de patlıcan tatlısı :D.Uzak yoldan gelmiş gibi misafir karşılardık. Uzun yola uğurlar gibi hep birlikte uğurlardık yan komşumuzu. Şimdi hangi kentin, hangi semtinde oturursak oturalım, benim 7 Kasım mahallem olduğu gibi, eskiden her birimizin bir mahallesi vardı. Mutsuzluğumuz, mutlu olduğumuz anların sınırında dönen bumerang oldu, ne kadar uzağa atarsak, bir o kadar hızla geri gelip bize çarpıyor. Şimdi suskunum, ama bir o kadar da kederli...


Öğrenci:Amca bir öğrenci uzatır mısınız?
Dede:Bir talebe mi?
Öğrenci:Hayır talebe değil öğrenci!
Dede:Burdan bir talebe al kaptan :D

Yeni site keşfi sırasında ilginç bir çalışmaya rastladım.Diego Goldberg isimli adam ve karısı Susy 1976 evliliklerinden itibaren her sene vesikalıklarını çekmiş ve saklamışlar.Sizin de burdan görebileceğini