bloggErdal
  • RSS Aboneliği
  • E-Posta Aboneliği

  • ANASAYFA
  • İLETİŞİM
  • LİNK NEHRİ

İzmir Expo 2015 i Milanoya Kaptırdı

Maalesef bu haberi duyduğumda çok üzüldüm bir aralar bu bloğu açmadan önce izmirlife da yazıyordum.Expo 2015i ordan öğrendim ve geişmeleri takip etmeye fırsatım oluyordu.Her ne kadar orada yapılan ankette Expo 2015 için İzmir'in yeteri kadar altyapı hazarlamadığı sonucunu çıkarsam da yine de oylama zamanına kadar herkesin bir umudu vardı hala...Expo 2015 dünyada yapılan en büyük fuar organizasyonlarıdan bir tanesi.Yapıldığı ülkeye yaklaşık olarak 20 milyar dolar değerinde kazanç sağlıyor.Bu da olimpiyat,fifa dünya kupası gibi organizasyonlarının 10 katı demek...İlk oylamada İzmirin kazandığı ajans haberlerinden geçti ama daha sonra ilk oylama da hata olduğu söylenerek oylama tekrarlandı ve ne yazık ki İzmir Milanoya kaptırdı Expo 2015i...Türkiyenin tanıtımı ve gelişimi konusunda büyük bir fırsat kaçmış oldu ama olsun canımız sağolsun diyelim...Ama hükümetin garanti verdiği Expo 2015i maalesef dünyada diğer şehirlerdeki gelişmeleri takip etmemiz sonucu kaybettik.Ne diyelim başka bahara artık...
001
Devamını okuyun...
zaman: 3/31/2008 Yazan: bloggErdal 2 yorum

Mor ve Ötesi Yeni Deli Klibi Yayınlandı

Bu sene Euorovision 2008 de bizleri temsil edecek Mor ve Ötesinin Deli şarkısına çektiği klip dün akşam TRTde yayınlandı.Tam delice bir klip olmuş walla :D Acip acip heykeller aynı hale giren grup üyeleri çok hoş durmuşlar klibi şarkıyı beğendiğim gibi beğendim.Ellerine sağlık umarım Eurovisionda başarılı olurlar diye iddia girdiğim arkadaşımı haksız çıkarırlar :D ben de kazanırım...Türkçe bir şarkıyla da birinci olduğumuzu kanıtlarız en azından bizden birşeyler var...Başarılar diliyorum...Sizce nasıl olmuş
Ayrıca klibi yasal olarak resmi sitelerinden ya da zahmet etmeden buraya tıklayıp indirebilirsiniz...iyi seyirler

Devamını okuyun...
zaman: 3/31/2008 Yazan: bloggErdal 3 yorum

Polis 15 Yaşındaki Çocuğun Elini Kırdı!(Video)

Olay Hakkaride geçiyor.Bilmiyorum ama videoda deniyor haberin açıklama kısmında da aynen şunlar yazılı:
"Kameralar önünde ağzı bağlı 15 yaşındaki bir çocuğun kolu “güvenlik” güçleri tarafından kırıldı. Görüntülerde çocuğun yanında sivil giyimli en az 3 polis duruyor. Bunlardan biri, adı öğrenilemeyen ağzı beyaz bezle bağlı çocuğun elini soğukkanlı bir şekilde arkasında tutuyor ve bükerek kırıyor. "
Bu olanlar eğer doğruysa bir silkinmemiz lazım diye düşünüyorum.Eğer doğru değilse en azından bir açıklama getirilmeli bu olanlara.Neden çünkü yaşadığım doğuda böyle olaylar çok önemseniyor ve bu kıvılcımlar buralarda büyük olayları ateşliyor.Aslında iyi ve yerinde bir açıklama yeterli olur kanısındayım...Daha fazla yaşanılabilsin Doğuda insanların hakkıdır


Online Videos by Veoh.com
Devamını okuyun...
zaman: 3/31/2008 Yazan: bloggErdal 10 yorum

Karbon(C) Savaşı

Bildiğimiz gibi dünyanın en büyük sorunlarından bir tanesi küresel ısınma.Önemli olan bu sorunun ortaya çıkmasını engellemekti(bir birimizi yemekten fırsat bulamıyoruz ki) lakin artık çok geç.Artık amaç sorunu durdurmaya çalışmak olmalı.Şüphesiz ki ülkemiz ve dünya üniversitelerinde bu konu hakkında araştırmalar yapılmaktadır.
Benimde bu konuda bir projem var uçuk olabilir.Bildiğimiz gibi Karbon(C) küresel ısınmada çok önemli bir faktör.Havada ki karbon miktarı azatılırsa bel kide küresel ısınmanın önüne bir nebze geçile bilir.Kara ve denizlerde ki bitkiler karbonu tüketmekte yetersiz kalıyor.Peki ne yapılabilir?Şöyle:belirli bitkilerin genleriyle oynararak bitkilerin karbona olan ihtiyacı arttırıla bilir.Uçuk olduğunu söylemiştim lakin imkansız değil.Belki bu yöntemle "Karbon(C) Savaşını"yeneriz.İnsanların gen yapısıyla oynaya biliyorsak bitkilerinkiylede oynaya biliriz...
Devamını okuyun...
zaman: 3/30/2008 Yazan: Nihat Atalar 1 yorum

Kartal Bu Sefer Alçaktan Uçtu!

Merhaba ben Ergün.Bu blogun kurucusu Mr.Erdal'ın kardeşiyim.Abim pek futboldan anlamadığı için ve ben futbol manyağı olduğum için artık siz hayranlarımla beraberim.Hadi ilk yorumumuza başlayalım.
Aslında ben bir FENERBAHÇE'li olarak maçtan önce epey endişelendim.Artık hakemdenmi yoksa Beşiktaş'ın oyun anlayışındanmı bilmiyorum.Çünkü FENERBAHÇE'nin önceki derbilerine bakarsak hakemler tarafından ne kadar basitçe cezalandırıldığını kolayca hatırlayabiliriz.Fenerbahçe maçtan önce Beşiktaştan daha rahat rakip ise bir o kadar stresliydi.Beşiktaş yenilirse liderle puan farkı 5 olacaktı ve bu da beşiktaşın şampiyonluk yarışında neredeyse pes edeceğni gösteriyordu.Herkes Beşiktaş'ın maça hızlı başlayacağını düşünürken maça hızlı başlayan Fenerbahçe'ydi ta ki ilk golü atana kadar.O golde Alex mi uzun Gökhan Zan mı uzun ben karıştırdım vallah.Fenerbahçe golü attıktan sonra geri çekilince Beşiktaş oyunun kontrolünü eline aldı.Almasına aldı da net gol pozisyonları sadece attıkları goldü.Fenerbahçe geri çekilmeseydi ve hakem zamanında Baki'yi oyundan atsaydı maç daha da farklı olabilirdi.Fenerbahçe'nin attığı 2.gol Alex'in saha da geziyor diyenlere iyi br cevaptı.Topu orta sahadan alıp nobrenin darbesine rağmen semihe aktarması ve düştükten sonra aynı hızla kalkıp golünü atması bence bir futbolcu için yapılması imkansız şeyler.Ama işin içinde Alex olunca olmaz böyle denilen hareketler olur hale geliyor.Golden sonra Ali bilginin net 2 gol pozisyonunu kaçırması maçın tuzu biberi oldu.Hakem Yunus Yıldırım bana göre maçı iki taraf açısından kötü yönetti.Baki'ye 50. dakikada kırmızı kart göstermemesi ve Beşiktaş'ın maçın son dakikalarında bir penaltısı vermemesi hakemin notunu düşürdü.Özellikle çok sarı kart göstermesi ne kadar aciz bir duruma düştüğünü gösteriyor.Neyse sonuçta Beşiktaş'ı yendik darısı Chelsea'nin başına.Tekrar buluşmak dileğile.Fenerbahçe'ye Selam Yola Devam......
Bu da maçın golleri

Devamını okuyun...
zaman: 3/30/2008 Yazan: Sahaların Kralı 1 yorum

Harika Bir Gitar Yeteneği Pess!

Walla uyumadan önce şöyle bir web turu yapmaya karar verdim iyi ki de vermişim.Çünkü bu çılgın adamı bulmam yetti bana gitar çalmayı öğrenmek gibi içimde bir ukte var işte.Bu adamı izledikten sonra şevkim bin kat daha arttı walla.Dizine almış gitarı adeta dans ediyor bayıldım ben yakında başlayacağım gitar öğrenmeye herhangi bir tavsiyeye açığım bekliyorum size iyi akşamlar ve iyi seyirler kulağınızı 5 açın :D

Find more how to and instructional videos on 5min.com

Devamını okuyun...
zaman: 3/30/2008 Yazan: bloggErdal 0 yorum

Alyans Neden 4. Parmağa Takılır?


Aslında herkes o parmağa takıyor takılır dedim ama Çinliler neden 4. parmağa taktığımızı mantıklı bir uygulamayla ispatlamaya çalışmışlar.Siz de yapın sonucuna çok şaşıracaksınız!İşte o uygulama:
Başparmak, anne-babanızı,
İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
Orta parmak, sizi,
Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.
İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin. Daha sonra kalan dört parmağınızı da şekildeki gibi açıp, uç uca getirin.
Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın... Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız.
Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.
İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılıcak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.
Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü karı-kocalar hayat boyu bir arada yaşarlar... İyi günde ve kötü günde...

Sonucuna hayret kaldım walla artık güvenle takabilirim :D


Devamını okuyun...
zaman: 3/29/2008 Yazan: bloggErdal 1 yorum

Tıpçı Aşık Olursa Böyle Olur!

Az önce okuduğum haberde Şanlıurfa Harran Tıp Fakültesinde okuyan öğrencinin maalesef aşkına karşılık vermeyen kızı boynundan bıçaklayarak öldürmüş.Olay çok üzücü amma şurda unutulmaması gereken birkaç şey var.Acaba bu çocukların böyle çirkin şeyler yapıp nice aileyi karartmasına sebep olan sadece basit zaten öğrenciler arasında olan AŞK olayları mı?
Tabii ki değil  Tıp fakültesini okuyan bilecektir.Tıp fakültelerinde devlet babaların illa  oku dediği müfredatları görünce gözünüz belli bir yere kadar görecektir.Çünkü notları üst üste getirdiğinizde boyunuzu aşacaktır ve kendim şahit oldum bunları bir ayda bitirip 1 final sınavına sokulursunuz.Size neyi hatırlatır bu ÖSSyimi.Ta kendisi ama aralarında bir fark var ÖSSde 1 yıl çalışmanız istenecek ama Tıpta sadece 1 ay mühletiniz var...
Bizlere dersaneye gidenler bilir değerli(!) hocalarımız  daima "Üniversiteyi kazanın gerisi kolay biter artık tüm dertleriniz" bu lafı derler.Güya moral verirler bizlere ama öğrenciyi büyük bir hayal kırıklığıyla başbaşa bırakacaklarının farkında değiller ...Gerçekten ben buna çok şahit olmuşum bir oluşuma birini hazırlarken daima kişiye iyi yanlarından bahsederiz kampus güzeldir eğlenirsiniz falan derler hep! işte sonucu...Biraz üniversitenin zorluklarından önünüze çıkan fırsatları değerlendirmemizden kariyer gibi bir şeylerin varlığından bahsetseler ve de biraz da böyle şeyleri nasibe bırakmak gereğinden bahsetselerdi böyle kötü haberler işitmezdik biz de...Hemşire abla gibi SUSUYORUM çünkü üniversite öğrencilerinin fazla konuşmaz...
Burda haber ve ilgili videoları bulabilirsiniz
1171068496_787_FT2762_load40296
Devamını okuyun...
zaman: 3/28/2008 Yazan: bloggErdal 0 yorum

Kurtlar Vadisine İşkence Yapmışlar!

Televizyonda izlediğim birkaç diziden biri olan Kurtlar Vadisi izleyenler bilir geçen hafta merakla beklenen bölümü ekrana gelmedi.Sebebini bilmiyordum taki bugün Zaman gazetesini okuyana dek...Haberde Kurtlar Vadisinin geçen bölümlerinde Hakanın Abdülheye yaptığı işkence görüntülerinden dolayı Rtük Show Tvye ağır bir fatura kesmiş.Tam 250 bin Ytl para cezasına çarpmış.O bölüm hatırlıyorum 10 dak.ya yakındı ve Abdülhey bir filistin askısına bağlamış türlü türlü işkenceler yapıyordu.Tabii bu tür görüntüler belli bir yaş sınırı içermesi gerekiyor çocuklar için sakıncalı ama zaten Kurtlar Vadisinin +7 yaş sınırı var ama bunları anne babaları ne kadar önemsiyor bilmiyorum...Ama şunu da söylemeliyim o tür görüntülerin de olması gerkiyor çünkü film tadındaki bir diziye gerçeklik katması yönünden gerekli...Kapatma nedeninin aynen ekliyorum
‘Abdülhey’ isimli karakterin işkence sahnelerinin 9 dakika boyunca gösterildiğini, ayrıca aynı görüntülerin belirli aralıklarla 6 bölüm boyunca ekrana getirildiğini belirtti. Uzmanlar raporlarında, dizide, RTÜK Kanunu’nun “Yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması” ile “gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması” şeklindeki iki yayın ilkesinin ihlal edildiği yönünde görüş bildirdi.
Bu akşam 31.bölümü ekranda çıkacak umarım tekrar 30. bölümü yayına koymazlar.En çok merak ettiğimde Mematinin ölüp ölmeyeceği Miss Turkeyi de yanlış bir zamana denk getirmişler kim izlerki onu ya da en azından istediklerini alamazlar.Bence Lost nasıl Amerikan yapımı film tadında bir diziyse Kurtlar Vadisi Pusu da Türk yapımı revanidir :))

işte bu akşamki bölümün fragmanı memati öldü diyorlar ama ben inanmıyorum :)

Devamını okuyun...
zaman: 3/27/2008 Yazan: bloggErdal 4 yorum

Parisi Yuhlama Kavga Çıkar!

Bilmeyen kalmadı Paris Hiltonun Türkiyeye geleceğini...Herkesin haberi vardır çünkü gündemde değişik ve renkli :) bir vakaydı.Paris bugün itibariyle Türkiyeye ayak bastı ve basar basmaz hemencik de Amerikada olanlar gibi Türkiyede de bombayı patlatacağm der gibi ilk sinyalleride vermiş oldu sayın başka derdi olmayan değerli vatandaşlarıma :)...Hele bir bırakın nefes alsın canım bir yorgunluk kahvesi içsin ondan sonra ne edecekse kendisi eder zaten siz niye karışıyorsunuz ve ona onun fotoğraf makinesine güzel kareler veriyosunuz anlamış değilim neyse...Tamam güzel hoş bir bayan bunu kabul ediyorum ama daha teze bismillah derken :) onu ya da gazetecileri bilmiyorum YUlamak pek yakışmadı size...Hele bunu da bırak ondan sonra kavga çıkarmak hiç yakışmadı...Maalesef üzülerek ta Erzurumdan izliyorum bu olanları biraz endişeyle karışık korkuyorum...Çünkü bizim millet nedense bazı şeyleri hiç ders almadan çok çabuk unutuyor.Şuanki Türkiye'nin bir yerlere doğru sürüklendiğini görmeleri için birazcık Paris Hilton vb. gibi aldatmacaları görmezden gelmeleri gerekiyor. Diyeceksiniz ya sen şimdi böyle diyorsunda yarın(artık bugün oldu :)) izlemezsen ben ne oliyim!:) Burdan söz verebilirim ki izlemeyeceğim çünkü yapacak daha iyi şeyler bulabileceğimi umut ediyorum o ana dek yaşarsam!
Şimdi bulaşıkları yıkayıp  uyumam lazım !Yarın 8:00-17:00 mesaisi var :) 
Saaliih Abii İyi Geceler :))Size de 

Devamını okuyun...
zaman: 3/27/2008 Yazan: bloggErdal 3 yorum

Twitterı Bloggera Gömün Güzellik Katsın

Twitter denen zamazingoyu kullanalı bir kaç ay olmasına rağmen herkes gibi ben de bayıldım bırakamadım.Bilen bilir bu twitterı sanal hayatımıza sokan şuan yazdığım bloggerı da hayatımıza sokan aynı adam.Twitterı çok sevmemin bence en güzel nedeni istediğim zaman canım sıkılsa telefona sarılıp hemen 140 karakterlik birşeyler yazıp bloğa yollamak...Özellikle de sıkıcı ders saatlerinde ya da sinirlendiğinizde içinizi boşaltmak istediğinizde...

Twitter hakkında çok şeyler yazıldı burda anlatmaya gerek yok sanırım Google amcana ya da Ekşisözlük dayına yaz illa birşeyler bulursun...Twitter nasıl görünür blogda? fikir sahibi olmak istersen kafanı biraz yukarı kaldır ve şuanda bulunuduğun bloğun :D minicik blogcuk içi dolu turşucuk kısmına bak.Bu işte küçük bir blog görünümü veren Twitter oğlanı...Otopsiraporunun nasıl yaptığıma dair bir soru sordu ben de bunu blogda gösterim herkes faydalansın dedim 4-5 adımlık bir serüveni var bu işin :)Resimlerle anlatmaya çalışayım...
Öncelikle bunu yapmak istiyorsanız bir twitter hesabınızın olması gerekiyor.Bu işlemi buraya tıklayarak yapabilirsiniz.Kaydınızı yapıp bir kaç girdi girdikten sonra şimdi bunu bloğumuza gömme zamanı geldi..Resimlerin büyük hali için üstüne tıklayın!
1.Adım:Size ait twitter sayfanın en altına inin ve resimdeki görülen yere tıklayın

2.Adım:Açılan sayfada hangi blog sağlayacısı kullanıyorsanız ona tıklayın biz Bloggera tıklıyoruz yandaki kız da güzelmiş :D3.Adımda resimde anlatılmış herşey bakiniz :D büyük hali içün üstüne tıklayın

3
Bloggera tıkladıktan sonra sizden kullanıcı adı ve şifrenizi isteyecektir giriş yaptıktan sonra tamama tıklayın alın sizi bloğunuz içindeki blogcuğunuz hemi de heryerde güncelleyebileceğiniz...Kolay gelsin her türlü sorunuzu sorabilirsiniz yorum kısmına byes....


Devamını okuyun...
zaman: 3/25/2008 Yazan: bloggErdal 12 yorum

120 Filmi Hakkında

Bundan tam 94 yıl öncesine dayanan, unutulmaya yüz tutmuş bir gerçeğin hikâyesi... Onlar tarihimizi karlı dağlara kanlarıyla, bedenleriyle yazdılar. Yaşları 12 ila 17 arasında değişen 120 tane çocuğun şanlı Türk askerine cephane yetiştirmek için yollara dökülüşü… İzlerken ağlamamak için zor tuttum kendimi. 120 küçük çocuk… Onlar; kışın en sert, en dondurucu soğuğunda vatanı uğruna Ermeni askerlerini dahi aşıp, Türk ordusuna cephaneyi başarıyla teslim edip, dönüş yolunda donarak ölen 120 çocuk. Kimisi eline top bile alamadan silah almıştı, kimisi ise gençliğinin en taze döneminde vatanı uğrunda ölmekle ödüllendirilmişti.
Bu olay Çanakkale Destanı’ndan sonra Türk tarihinin sahip olduğu en şanlı olaylardan biridir bence. Ne mutlu bize ki tarihimiz böyle gurur verici olaylarla dolu. Bize düşense; tarihimizi bilmek, öğrenmek ve ona sahip çıkmak. Çünkü bizler ancak tarihimizden aldığımız güç ve atalarımızdan edindiğimiz deneyimlerle çağdaş uygarlık seviyesine ulaşabiliriz…
EĞER SENDE TARİHİNİ BİLMEK, ÖĞRENMEK VE ONA SAHİP ÇIKMAK İSTİYORSAN BU FİLMİ MUTLAKA İZLEMELİSİN…

Devamını okuyun...
zaman: 3/20/2008 Yazan: Su-Яu_Lp 11 yorum

Snoop Dogg Yeni Albümü Ve Performansı

Snoop Dogg yeni albümü Ego Trippinle yine çok iyi işler yaptığını kanıtladı.Amerikan hiphopı denildiğinde belki ilk sıralarda yer alan Snoop Dogg pek çok yeni şarkıcı için tanınmada bir fırsattır.Yeni bir şarkıcı eğer bu piyasaya atılıyorsa illa böyle Snoop Dog bu aralar çok rağbet edilen Timbalandle düet yapmak zorunda bizim Ceza gibi değil tabii onun o tip işleri yakışık bulmuyorum hele Burcu Güneşle yaptığı Sahilde şarkısı yok mu Cezanın çıktığı 1 dak. bile olmayan kısmıında hep gülmüşümdür çok komik duruyor....Neyse Snoop Dogg The View programında gösterdiği performansla başbaşa bırakayım...İyi Seyirler
Kıyafetleri ve duruşunu tarzını çok seviyorum...

Sexual Seduction şarkı performansı

Devamını okuyun...
zaman: 3/20/2008 Yazan: bloggErdal 0 yorum

İnsanlık Ayaklar Altında!

Yukardaki resmi vermemin sebebi polislere ya da bu olayları hazırlayanlara tepki göstermek değil...Sadece insanlığımızı biraz sorgulamak istiyorum...Neler çizerdik ki hayata dair! Güzel bir dünya, neşeli, mutlu , umutlu insanların olduğu, kederin, üzüntünün insanlardan uzak kaldığı..Ne kavgalar olurdu, ne savaşlar olurdu. Kalemi her elimize aldığımızda barışı çizerdik. İnsanlık adına yaşar ve insanlık adına ölürdük.Şu dünyada çığrından çıkmış insanları, bir çırpı da silerdik. Sevgi adına, insanlık adına tertemiz duygularla severdik insanları…daha fazla konuşmayacağım....İnsanları sevmekle bitmiyor herşey...Ne yapmak lazım peki?...
Devamını okuyun...
zaman: 3/19/2008 Yazan: bloggErdal 5 yorum

18 Mart Ruhu Nerde Acaba!

18 mart Çanakkale Zaferi için birşeyler diyemeyeceğim çünkü onun için onun ruhunu yansıtacak hiçbir kelime bulamıyorum zaten az kalır.Ama şunu bilmek gerekir ki o gün Osmanlı Devletinin elinde hiçbirşeyi yokken bu şartlarda bağımsızlığınızı istiyorsunuz o inanca o RUHA sahipsiniz ve sonunda o şanlı destanı yazıyorsunuz.Çanakkale savaşında şöyle bir husus yoktu mesela farklı bir ırktan bir savaşa katıldığında sen Türk değilsin o zaman bu vatan senin değil bizimle savaşamazsın denilmedi sen düşmanımızsın karşı tarafta olmalısın da denilmedi.Hepsinin adı o andan sonra Mehmetti ne Okandı ne de Şiwandı ne de Temeldi...Ve beraber omuz omuza dizdize aynı siperde sarılarak öldüler öldürdüler ve şehit olurken gömülürken bile beraber omuz omuza gömüldüler...Böyle bir RUH yaşandı hepimizin vatan toprağında...
Ama şimdi öyle mi o zaman bilirdiler bir kasada bir tane çürük elma olduğunda kasadaki tüm elmalar çürüktür diye çöpe atılamayacağını sadece o çürük elmayı atardılar.Ne yazık ki bugün zaman değişmemişti insanlar değiş(tiril)mişti artık...Bir ırktan bir grubun neden olduğu çirkinlikler tüm ırka mal ediliyor ve hepsine birden nefretler besleniyor ya da aşılanıyor...Örneğin sınıfta aynı saçmalığa şahit oldum.Bayan arkadaşlardan biri kalktı ve o örgütün yaptıkları konuşulduğunda söz hakkı verildi ve şöyle bir laf söyledi "BEN KÜRTLERDEN NEFRET EDİYORUM"...İnsanlığa beslediğim sevginin tam merkezine baltasını vurdu kızcağız bilmiyordu belki de pişman oldu tüm nefretiyle kusmuştur bilinmez ama şunu yapalım... Lütfen gelecek neslimize şu ince farkı anlatalım...En kolay yolu da Çanakkale Ruhunu aşılayalım o körpe ruhlarına o zaman içiniz rahat olsun ve kitap okutmayı ihmal etmiyelim...Elimizden geldiği kadar izleyeceği,dinleyeceği,okuyacağı kaynaklarda yol gösterelim...Tüm aziz şehidlerimizin ruhları şad olur ve bizlere haklarını helal ederler...

Devamını okuyun...
zaman: 3/18/2008 Yazan: bloggErdal 5 yorum

Linkin Park ve Yeni Videosu Given Up

Ne zaman Linkin Park hakkında birşey duysam çok heyecanlanırım yaptığı yeni şeyleri dikkatle takip ederim çünkü bilirim ki harika şeyler yaparlar.Biraz geç tanışsam da çok sıkı hayranı olduğum bir nu-metal grubu...beni bu grupla tanıştıran Nurettin arkadaşa da teşekkür ediyorum şimdi bunları okuyamayacak kadar yoğundur doktor adayımız :D.İyiki de tanıştırmış bir dinledim ki ya ben şimdiye kadar nasıl duymadım dedim kendi kendime tabii Türkiyenin Tv kültürüne saldırdım hemen :D...Size Linkin Parkdan bir kaç haber vereyim.Linkin Park şimdiye kadar hiç Türkiye gelmemiş ender gruplardandır epey bir hayran kitlesi olmasına rağmen düşünsenize doğunun Erzurumundan bile hayranı var :D...Artık Türkiye gelin diye forum sitelerinden o kadar imza toplandı anketler yapıldı haddi hesabı yok...Bunların hepsine katıldım ama ne çare bir türlü gelmiyordu o kadar da meşhur FOREVER LP yağcılığı da yapmamıza rağmen neyse LP haziranda Türkiyeye geliyor tam tarih 23 haziran diyorlar ama ortada daha birşey yok diyenler de var ama söylentisi bile insana hoş geliyor.Aslında beni bu gruba çeken bir yönü de ben hiphopın sözlerine rockın da müziğinden vazgeçemiyordum baktım ki bu harika adamlar ikisini de harmanlamış kendi usullerince işte budur dedim ve bağlandım hatta onlara bir blogda açtım kalmadım bu bloğa lpblog.net diye alan adı alıp yönlendirme bile yaptım ama fazla kaynak bulamadığımdan sürdüremedim ama anısı yetti bana.
İkinci haberim de hayranları ilk albümleri Meteoradan daha güzel bulamadıkları şahsen ben aynı fikirde değilim Minutes to Midnight albümündeki Given Up şarkısına güzel bir konser klibi çekmişler.Klib bundan önceki 3 klip gibi yine şahane olmuş bunlar klip çekmesini biliyorlar walla efektler harika zaten Chesterdaki şu boğaz harika tabii de konsere gelenler de harika olunca klipte harika olmuş.şu sloganı tekraar ettiriyorlar adama yine :D FOREVER LP
aşağıda Linkin Park sitesinden aşırmamıza izin verdikleri listeden videolarını izleyebilirsiniz İlk video yeni video zaten yazıyor


Devamını okuyun...
zaman: 3/16/2008 Yazan: bloggErdal 0 yorum

İletişim ve Reklam Birimi

bloggErdal.com a sponsor olmak, link takası ve diğer işlemleriniz için aşağıdaki iletişim formunu 7/24 kullanabilirsiniz.Geri dönüş için gerekli tüm alanları doldurunuz.

bloggErdal.com istatistikleri:
PR=4
Alexa:250,975
Günlük Tekil Ziyaretçi:2000-3000
Sayfa görüntüleme:5000+

ve bunlar daima içerik ekledikçe artış yönünde...


Devamını okuyun...
zaman: 3/15/2008 Yazan: bloggErdal

Lütfen Kızımı Kurtarın!

Merhaba bugün size üzücü amma anlatılmasını çok uygun bulduğum fakültemizde geçen bir olayı anlatacağım.Geçen sene olan olayı etrafta bir kaç kişiye anlattım sadece çünkü anlattıkça daha da üzülüyorum burda anlatayım da kökünden kurtulayım bundan.Erzurumun Karayazı diye bir ilçesi var sosyoekonomik düzeyi çok düşük olan ilçelerden biri.Bu ilçenin köylerinin birinde yaşayan bir aileden baba 7-8 yaşlarındaki kızını almış fakülteye getirmiş ve koridorda bağırıyordu "KIZIMI KURTARIN" diye.İlk başta irkildim acaba bizim fakülte fakir diye bunlara bakmadı mı diye ama işin aslı böyle olmadığını öğrendim.Baba kızının geleceğini mahvettiğini nerden bilebilirdim ki...Baba köyde kız minikken 3-4 yaşlarındayken babası , kızının çürük dişlerinden biri ağrımaya başladığında teknisyene götürmüş diş hekmine değil...Teknisyen dişlerinin çoğu çürümüş demiş ve o an babasının aklına büyüklerimizin taktığı takma dişleri yani total protezleri gelmiş ve teknisyene kızının çürümüş dişleriyle beraber tüm dişlerini çekmesini istemiş ve bir takma diş yapmasını istemiş.Ama bilmiyor ki çocuk dişlerinin gelişim çağı olduğunu zannetmiş ki kızı rahat edecek ve tüm dertlerden kurtulacaklar.Şunu bilmek gerekiyor ki çocuklarınızın dişlerini süt dişlerini sakın çekmeyin ve bilin ki altta gelişmeye başlayan daimi yani gerçek dişlerin oluşması süt dişlerinin gelişmesine bağlıdır.İlerde süt dişleri alttaki dişlerin kuvvetiyle kendisi sallanmaya başlar ve düşerler.Diğer hususta (tam uzman gibi konuşmaya başladım bana birşeyler oluyor :D) dişlerin zaman dilimi içerisinde normal olarak gelişmesi çenenin de o boyutta kafayla orantılı olarak büyümesine yol açacaktır.O yüzden dikkat edin kesinlikle çok zorunlu olmadıkça çocuklarınızın dişini çekmeyin...Kıza dönecek olursak kızın dediğim gibi bu olaydan dolayı çenesi gelişmemiş ve çok küçük ve zayıf bir çeneye sahip olmuştu görünce çok üzülmüştüm.Diş hekimliğinde de cevap git teknisyen alçağı düzeltsin olmuştu.Şimdi burda suçlu kim cahilliğinden dolayı baba mı, güneydoğuya 12 milyar dolar para yağdırıp bu sorunları çözeceğine inanan devlet amca mı yoksa ben miyim?Ama şu kesin ki ortada bir suçsuz var o da cehalete kurban verdiğimiz nice yavru kardeşlerimiz!
Dua etmekten daha çok şeyler yapmalıyız

Devamını okuyun...
zaman: 3/14/2008 Yazan: bloggErdal 3 yorum

Bloğunu Unutmam İçin 10 Neden

Aslında bu yazıyı yazmamın bir iki nedeni var.Birincisi ortada benim gibi yeni emekleyen blogların neleri dikkat etmelerini bilmek ve de bildirmek.İkincisi takip ettiğim güzel bloglardan olan Mashable ın sürekli yayınladığı maddeli yazılardan yazmak.Bu bloglara hava kattığı da ortada o başka mesele :D.Aslında başlık bloğunuzu hatırlamam için 10 neden derdim aynı şeyin tersi olurdu ama bunun için bir blogda olması gereken 10 neden diye sıralayan blogdaşlar illa vardır bakmadım...Tez elden başlayalım işte senin bloğunun benim hafızama yerleşmemesinin 10 nedeni

  1. Linkin çok uzun ve hatırlanmaması çok zor:Bir blog yapmaya başaldığınızda bir link ismi bulacağınız zaman bir kere kısa,anlaşılır ve de orjinal olmalı.Eğer uzun olacaksa da hatırlanabilir olmalı örneğin Alexin bir zamanlarki gibi milliondollarpage.com gibi akılda kalıcı olmalı.Tavsiyem bir link listesi yapıp tercih yapmak...Kişisel bir blog olacaksa kendi isminizle adres almanız daha güzel olacaktır.
  2. Kötü bir başlık:Bu konu çok önemli zira başlığın blog adresinizle ilişkili olmalı.Gerektiğinde onun kısaltaması olabilir.Kullanacağınız başlıkla Google gibi arama motorlarında arama yapıp bloğunuza gelenleri unutmayın.Blog konularını da özetleyeceğiniz bir başlık seçebilirsiniz.
  3. Kötü bir logo ya da header:Headerı bilenler bilir bilmeyenler için de bloğunuzun başlık kısmının da bulunduğu en üst görsel kısım.Bunun seçiminde bloglar içeriğini mutlaka göz önünde bulundurmalı sade konularda yazıyorsa çok şatafatlı bir header seçmek dezavantaj olur. Eğer renkli konularda yazıyorsanız cicili bicili headerler kullanabilir kısacası blog girdilerinize bağlı ama aşırıya kaçmayın..
  4. Blog girdisi yazmaya ara verme :Bu husus çok önemli eğer blog girdisi yazmaya biraz ara verirseniz sizi takip edenler yavaş yavaş azalacaktır.Güncel olaylar hakkında yorumlarınız azalır ya da bir yazı dizisine bir anda son verirseniz sizin için kötü olur hemen bırakın
    derim...
  5. Zayıf ve tekrar eden içerik:Aslında bu konu sizin de birazcık dağarcığınıza bağlı.Mesela ben blog yazmaya başlamadan önce 3-4 sene okuma tarafında oldum.Çünkü blog yazmaya hazır değildim belki de hala değiim o başka da ama belli bir birikimden eksik başlamak girdilerinizin zayıf ve hep tekrarlayan konular üzerinde dönüp dolaştığınızı belli eder.Bir yazı yazmadan evvel araştırma ve başka bir yerde karalamalar yapmak çok yararlı
    olacaktır.
  6. 100lerce kişi tarafından kulllanılan temanız:Tema bloğunuzda bloğunuzun içeriği nasıl sizi yansıtıyorsa temanızda kişiliğinizi yansıtıyor.Bu yüzden kullandığınız temanın orjinal olmasına dikkat edin.Bu okuyucu kaybınıza yol açmaz ama soğutur.Benim mesela en dikkatimi çeken Cihanın temasıdır.Kesinlikle harikadır ve kişiliğini yansıtır baktığınızda beni daha iyi anlarsınız :D
  7. Kötü Blog Düzenlemesi:Bu şu anlama geliyor aslında evde herşeyin yerli yerinde olması gibi yani blog okuyucusu bloğa girdiğinde yazdığınız yazılara okumak isteyecektir yani onları yazıdan önce bazı bloglarda görüyorum Youtube videolarını
    izletmeye zorlatmak çok salakça bir durum.Yan bölümlerde de önce en son yazılan yazılarınızı,varsa yorumları,kategorileri gibi durumlar da belli bir düzene göre gitmesi bloğunuzun hafızalarda yerleşmesi için okuyucuya güç verecektir. :D
  8. Açılış çok çok uzun:Bu durum genelde şunlarda kaynaklanıyor.Sadelikten uzak yan menülerin curcunası.Örneğin son dakika haberler,rüya tabirleri,sözlük,müzik,video gibi eklentilerin yanlarda çok olması onların geç yüklenmesi doğal olarak da bloğunuzun geç yüklenmesine sebeb olur.Bunlara dikkat etmeli çünkü bloğunuza gelen son dakika haberleri okumaya değil sizin son dakika yazılarınızı okumaya geliyor.
  9. Gereksiz sürüyle alıntı:Okuyucularınızın sizin yazılarınızı okumaya geldiğini unutmayın ve gereksiz ve de çok alıntı yapmaktan kaçının.Alıntı yapmak şöyle olabilir alırsınız ve de onun üzerine yorum yaparsınız o başka ama birebir aynısını alıp yayınla demeniz çok yanlış.Bunları forum sitelerinde paylaşabilirsiniz ama blog özel bir şey...
  10. Özel değil ve de sürpriz yok:Bloğunuza gelen ziyaretçilere sürpriz yapın bu başınıza gelen ya da gördüğünüz şaşırtıcı bir olay olabilir.Ya da farklı bir yerde ilk defa olmuş olan bir olayın görüntüleri olabilir.Bu bloğunuzu farklı kılacaktır ve belki hep bununla hafızalarda yer edeceksiniz.

Ohh bitti! Daha bir sürü sebep sıralanabilir bunlar benim aktaracağım bloğunuzu untmam için 10 sebebim.Bunları bloğunuzda gördüğünüzde lütfen düzeltin en azından beni de uzun yıllardır bir blog okuyucusu olarak dikkate alıp düşünün üzerinde...Unutmayın hiçbirşey için geç değil ve korkmayın birikiminizi paylaşın blog YAZZIINN :D Selametle ....


Devamını okuyun...
zaman: 3/13/2008 Yazan: bloggErdal 3 yorum

Birileri Kavga Etmemizi İstiyor!

Duymuşsunuzdur akşam Uludağ Üniversitesinde dün akşam öğrenclerinde bulunduğu bir kısım arkadaşlar arkadaşlarıyla kavga ettiler.Arkadaşlar çünkü hep aynı sıraları paylaşıyorlar,aynı kampusun havasını soluyorlar,aynı memlekette,aynı dili konuşuyorlar.Daha o kadar ortak yanları var ki sadece ve de bence en güzel tarafları olan fikir ayrılığı yüzünden maalesef kavgaya tutuşturuyorlar.Bu aynen gemi misaline benziyor.Bir gemi de 10 kişi var 9 masum 1 cani ve o gemiyi birileri 1 cani yüzünden batırılması kararını alıyor.Şunu bilmek lazım fikir ayrılığı Türkiye'de ne yazık ki yanlış kullanılıyor.Fikirler bir olunca zaten bu ülkede farklı birşeyler oluşmasını bekliyemezsiniz daima yerinde sayar.Örneğin okuduğum fakültede bir grup arkadaş aynı fikirde birşeyleri ortak konuştuğu zaman birisi atlayıp siz yanlış düşünüyorsunuz böyle böyledir deyip gerçekleri söylemek kaydıyla fikirlerini dökerse bundan gayet memnun olurdum.Tabii bazıları üstüne yürümeye kalkışsa da :D.Sonuç itibairyle dediğim gibi birileri bizim kavga etmemizi istiyor ve eski karanlık döneme çağırıyor Türkiye'yi.Her ne kadar şu sıralar iyi sinyaller olmasa da umudumuzu hiçbir zaman yitirmemeliyiz.Zaten biz ülke olarak hangi dilden,dinden,ırkdan,fikirden olursak olalım bizim dayanışmamız,birbirimize saygı göstermemiz ve bizi bu değer yargılarımızdan faydalanıp ayırmak isteyenlere de bir çift klasik lafla susturmamız lazım...
"Biz beraber inandık Kurtuluşumuzu beraber kazandık size geri vermeyi de düşünmüyoruz"
Lütfen buna inanalım ve birlikte olduğumuz değerlere daha fazla inanalım!...

Devamını okuyun...
zaman: 3/12/2008 Yazan: bloggErdal 0 yorum

Dünyanın En Güçlü 50 Bloğu

Bu haberi vermeden önce Siberkültürdeki tavsiye üzerine Safari kullanmaya başladım ve inanırmısınız acayip hayran kaldım.İnternet explorera nerdeyse düşman kesti beni.Öncelerden Apple ürünleri kullanmıştım ipod,mac gibi ama yazılımlarının pek düzgün çalışmadığını duymuştum o yüzden uzak kalırdım onlara.Ama Safarinin bir web tarayıcısı olarak kendini çok geliştirdiği ortada ve bu yazıyı da Safariden yazıyorum yazı tipi çok güzel bayıldım.
Şiddetle tavsiye ederim
Asıl meseleyse İngilterenin en büyük medyasından olan Guardianın internet sitesinde gezerken gördüm Blogging bölümünde dünyanın en iyi değil en güçlü 50 bloğunu seçmişler.Liste burda bakabilirsiniz ama bein diyeceğim ilk sıralarında hep politik blogların olması ilk beşte tek teknolojik blog benim de takibimde olan Techcrunch var bu olaya çok şaşırdım.Bunda ilk aklıma gelen acaba bu politik blogların birilerinin destek ve propogandasını yapması için bir ödenek ayrıldığı ve bu yüzden çok güçlü olduklarıydı.Diğer şaşırtıcı şey de Engadget in ta 16. sırada olması Technoratide ilk sıralarda yer alan ve bence en çok takip edilen bloğun fazla güçlü olmamasıydı.Sizin de bakarken dikkatinizi çekeceği magazin bloglarının ilk sıralarda baya bir yer işgal etmeleri bu demek oluyorki biz de olduğu gibi magazin tüm dünyada baya bir hastalık olduğu.Yine bu sıralama da olduğu gibi hiç bir dünya blog enlerinde bir Türk bloğu yok!Ama sağlık olsun biz de bir gün gireriz bu dünyaya :D.
Merak ettiğim diğer bir hususta eğer Türkiyede de böyle bir sıralama yapılsa en güçlü hangileri olurdu.Bence ilk sırayı Pillinin blogları çekerdi ama kişisel anlamda da Eda abla,Wolkanca,Nahnu da bu Toprağın :D eskileri bunlarda hakkettikleri yerlerde olurlardı burdan da söyliyim arkadan geliyorum :D uygun adımlarla
Son olarak arama işine yeni bir soluk geliyor.SearchMe diye yeni bir arama motoru taze bir yenilik sunuyor aşağıdaki demoda da göreceğiniz gibi arama sonucu çıkan sitelerin önizlemesini İphone daki albüm geçişleri gibi görebiliyorsunuz şuan beta aşamasında mail adresinizi girerek gelişmelerden haberdar ediyorlar.Merakla bekliyorum....

Devamını okuyun...
zaman: 3/11/2008 Yazan: bloggErdal 9 yorum

Sinemada İyi Hristiyan Kötü Müslüman!


Sahip olunan kültürler gelecek nesle aktarılırken çeşitli unsurlar kullanılır.Bu unsurlar geçmişe göre şimdi daha fazladır.Kültürün içine gelenek,görenek,ahlak,din,müzik,folklor,iletişim gibi olgular girer.Gününmüzde kültürün aktarılmasında kullanılan unsurlardan biri de sinemadır.Bu anlamda Türk sinemasını ele aldığımızda ve gelecek kuşaklara ne aktardığımızı sorguladığımızda içimin çok da rahat olduğunu söyleyemeyeceğim. Yeşilçam’ın, özellikle dinimize ve geleneksel Türk ahlakına bakışındaki sakatlık, bazı organları sakat bir nesil yetiştiriyorBatı sineması (özellikle Hollywood), her fırsatta kendi din, inanç ve ahlak sistemi ile bu sistemlerin figürlerini empoze ederken ve bu empozeyi başarılı kılma amacıyla her türlü şirin gösterme ve kabul ettirme tekniklerini kullanırken hayranlığımızı gizleyemiyoruz. Herkesin ağzında aynı cümle: “Abi adamlar her filmde mutlaka ya kilise ya haç ya da papaz gösteriyorlar, adamlar bu işi biliyor :D” demekten kendimizi alamıyoruz. Dikkatli ve şuurlu izleyici çok iyi bilir ki, bu filmlerin çok az bir kısmı hariç kilise de papaz da olumsuz yansıtılmaz. Kilise hep iyi bir kurumdur; toplumu ayakta tutan, insanları birbirine bağlayan vazgeçilmez bir unsurdur; papazlar insanları (özellikle çocukları) çok severler; papazlar güzel yüzlü, temiz giyimli, iyi konuşan, içi-dışı bir, yalan söylemeyen, konuşurken ağzı-burnu yayılmayan insanlardır.
Türk filmlerini bu anlamda Batı sinemacılarının elinden çıkmış filmlerle kıyaslamak mümkün değildir. Çünkü Türk sinemasında tam tersi bir duruş gözlemliyoruz. Son dönem Türk sinemasının birkaç yapımı hariç din ve ahlak ögesinin işlendiği film bulmak neredeyse imkânsız. “Aha, işte şunda işlendi” denecek filmlerde de din ve ahlakla dalga geçmekten başka bir şey yapılmamış.
İlginçtir, bizim sinemamız, Batı sinemasının amacı olan kültürel işgali tamamlamak için hızlandırıcı rolünü üslenmiş görüntüsü veriyor.
Dine saldırgan bir bakış (kendileri eleştirel diyor), dini figürleri ya gizleme ya da olduğundan farklı gösterme (örneğin hiçbir filmde iki rekât namazın doğru dürüst kılındığını görmedim. Namaz kılan kişi, tahiyyata oturur oturmaz selam veriyor), din adamı profili sahnelenirken takınılan tavır… Bunların hepsi Türk sinemasına bugüne kadar yön verenlerin yaptıkları şerefsizliklerden sadece bazılarıdır. Türk sinemasında imam kötüdür; insanları (özellikle çocukları) sevmezler; imamların sakalları halı fırçası gibidir, ayakkabıları eski ve çamurludur (çoğu zaman elbisesi yırtık, yamalı ve ütüsüzdür); konuşması kabadır; insanlara karşı içinden hainlik besler; gözü milletin karısında-kızındadır; medeniyetin, ilerlemenin, bilimin ve ilmin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir vs. vs. vs.Ama biz hala bunlara desteklerimizi sürdürüyoruz dur demekse hep başka bahara kalıyor...
Süleyman Aras


Devamını okuyun...
zaman: 3/10/2008 Yazan: bloggErdal 1 yorum

Sharethis mi yoksa Eklebunu mu kullanalım?

Bildiğiniz gibi blog yazmaya başladıktan sonra eğer güzel yazılar yazmaya başlarsanız ama kendinizin olması şartıyla birileri bloğunuzdaki yazıları beğenir ya da kaynak işte budur diyerek delicious digg reddit vs sosyal imleme adreslerine kayıt edmek isterler.Bloglarda sayfanın hemen altına yerleştirilen kutucuklarla bu işlem çok kolay hale gelir.Türkiye de bu kutucuklardan en fazla rağbet gören Eklebunu servisidir.Eklebunu dünyada Addthis denen servisin Türkiye versiyonuydu ve bu Türkçe olması ve Türkiye'de ilk olması avantajlarıyla türk bloggerlarda hatta sitelerde en çok kullanılan oldu.Ama benim bloğumda gördüğünüz gibi kullandığım bu servislerde ilk olan Sharethis.Nedeniyse Sharethisin Eklebunuya göre birkaç fazla artısı.Bunlardan bence ilki Eklebunu kutucuğuna tıklandığında açılan popup pencerisinin olmaması direk küçük bir pencerede kullanım kolaylığı sağlaması.Popup pencereleri bloğunuzu ziyarete gelen kişileri rahatsız ettiği bilinen bir gerçek olduğu unutulmamalı.İkinci ve benim hoşuma giden her saniye değişip ziyaretçinin dikkatini çeken sosyal imleme sitelerinin küçük simgelerini göstermesi ama Eklebunu da maalesef sabir duran bir düzenek var.Eklebunun bence tek avantajıysa arayüzünün Türkçe olması.Bu hizmet adına en son gelişme de bu alanda ben de varım diyen Sayfayıekle.Com oldu.Bu servisin şuan beta aşamasında ve çok fazla imleme kanalı mevcut değil ama bu servisin ilerde blog istatistiklerini de gösteren bir yapıyla sahne alacak merakla bekliyorum.Dilerim ki Eklebunu.com Nokta tarafından satın alındıktan sonra yeni değişiklerle karşımıza çıkar.Herkese tavsiyem bu servisleri mutlaka kullanın ziyaretçi sayınızda önemli değişikliklere sebebiyet verir.(anlatım bozukluğu oldu ama başka kelime akılma gelmedi.)
Devamını okuyun...
zaman: 3/08/2008 Yazan: bloggErdal 0 yorum

Biz Güzel Çocuklardık Mahallede!..

Biz o güzel çocuklar olarak, o mahallelerden çıktık sokaklara. Komşularımız vardı o mahallelerde, veresiye defteri olan bakkalımız, bizi öğrenci tıraşı eden babamızın berberi vardı.Başımızda dikilir berbere emirler yağdıran babalarımız.Abla ve ağabeylerimiz vardı, onların aşklarını korur ve kollardık.Sırlarını içimizde tutardık patlarcasına :D Evlerimizin bahçeleri vardı; delisi, sarhoşu eve geç geleni, kavgacısı ve hovardası vardı mahallemizin. Birbirimize misafirliğe giderdik, annelerimizin ellerinde mutlaka bir şey olurdu.En rağbeti de patlıcan tatlısı :D.Uzak yoldan gelmiş gibi misafir karşılardık. Uzun yola uğurlar gibi hep birlikte uğurlardık yan komşumuzu. Şimdi hangi kentin, hangi semtinde oturursak oturalım, benim 7 Kasım mahallem olduğu gibi, eskiden her birimizin bir mahallesi vardı. Mutsuzluğumuz, mutlu olduğumuz anların sınırında dönen bumerang oldu, ne kadar uzağa atarsak, bir o kadar hızla geri gelip bize çarpıyor. Şimdi suskunum, ama bir o kadar da kederli...
O yıllarda, her eve geldiğimde beni polise ihbar eden Ayşe Teyzeye bile bir gün olsun kötü davranmadı annem. Hiç çocuğu olmayan, çok çocuğu olanın halinden anlayamazdı ki. Yıllar sonra evimden çok uzak kentlerin birinde (Erzurumda) beni görmeye gelen annemle selam yollayan, eve her geldiğimde beni polise ihbar eden Ayşe Teyzeydi yine. Aldım selamını ve yolladım selamımı. Bundan polisin ne kadar haberi oldu, bilmem :D. İnsanı kendi vicdanıyla baş başa bırakmak en doğrusuydu. Yeni doğanlar, evlenenler, yeni kiracılar, başka mahallelere göç edenler, ayrılıp ayrılıp bir araya gelenler, başını alıp yıllarca ortadan kaybolanlar, genç yaşta kocası ölmüş Fatma Abla’ma dikilen gözler, kumara düşmüş Kore gazileri, bir türlü mutlu sona varmayan müzmin aşklarıyla mahalle, içeriden özlediğim kocaman bir ülkeydi. Bir el atışıyla kopmuş düğme atılmışım oraya buraya...
İşte böyle, kendi oyuncaklarımızı kendimiz yapan çocuklardık, mezarlık kenarındaki paslanmış tellerden, telden arabalar yaparak. Büyüyünce o mezarlıklara arkadaşlarımızı omuzlarımızda taşıyacağımız aklımıza gelmezdi o zamanlar. Mahallemizi iğde kokusu sarardı, papatya çiçekleri zıvanadan çıkarırdı bizleri.Ve biz o zamanlar kapımızı kilitlemeden uyuyorduk. Sabaha çıkacağımızdan kuşkumuz olmazdı. Biz o zaman güzel çocuklardık mahallede ve ben hep özleyeceğim o 7 Kasımı :D

Devamını okuyun...
zaman: 3/07/2008 Yazan: bloggErdal 4 yorum

Dişiniz Kırılsa Ne Yapacaksınız!(Benden)


Diş hekimlğinde okuduğumdan bizim fakültenin Facebookda bir grubunu kurdum.Grup kısa zamanda 100ü geçen üye sayısına ulaştı.Grubun kurucusu olacağımdandır ki biri merak etmiş ve bana bir soru sordu ön dişini kırdığını ve yuttuğunu sordu.Ben de geldiğince bir cevap vermiştim.Aslı esasında kırılma olduktan sonra durum ikiye ayrılıyor ya kırılan parçayı farketmeden yutarsınız sert birşey yediğinizde ya da kavga gibi :D vesaire kazalarda (!) dişiniz kırılır yutmazsınız.O zaman yapılacak durum birincisi için birşey yok afiyet olsun deriz ama ikincisinin hayatı kurtulabilir :D.Şöyleki eğer dişiniz kırıldı onu hemen tükürüp yere atmayın çünkü sizin o gözünüz kadar değerli.Elinize dişinizin kırılan parçasıyla hemen diş hekimine(sakın dişçi demeyin sakın) koşun.Diş hekimi kırılan parçayı uygun kompozit tutucularla kırılan yere monte edecek.Eğer iyi bir tedavi uygulayabilirse çok mutlu bir şekilde hayatınıza devam edeceksiniz ama bundan sonra çok sert yiyecekler yemeye dikkaat!Eğer parçayı yuttuysanız bu seferki tedavi maaliyeti 3 hatta 4e katlanır(bu yüzden gözünüz kadar değerli!).Dişinizin kırılan yeri düzgün bir şekilde düzeltilir ve protez tedavisi uygulanır.Size şöyle bir tavsiyede de bulunayım sakın hastaneler kötü yapar özele gideyim diye paranızı çarçur etmeyin.Kendim gözlemelediğim kadarıyla hastanelerde de gayet kaliteli ve işine sadık diş hekimleri de mevcut.Kırılan bir dişin tedavisi de burda anlatıyorBaşka sorularınız varsa sorabilirsiniz.

Devamını okuyun...
zaman: 3/07/2008 Yazan: bloggErdal 0 yorum

Mazisini Unutan Öğrencim (Talebem)


Sabah sabah okula giderken otobüsle giderken şahit olduğum traji komik bir olayı anlatim size.Olay aynen şöyle gelişti 70 yaşlarında bir dedeyle üniversiteli bir kız arasında.Karşılıklı bir konuşma gibi yazayım.Bu arada Erzurum da okuyorum olay orda geçiyor...aynen şöyle

Öğrenci:Amca bir öğrenci uzatır mısınız?
Dede:Bir talebe mi?
Öğrenci:Hayır talebe değil öğrenci!
Dede:Burdan bir talebe al kaptan :D

İşte herşey gözler önünde varın gerisini siz düşünün...
Dip not:Söylemeden geçemem şu Last Fm e bayılıyorum ne bir yazı yazsam o yazıyla tam oturan bir şarkı çalar.Bu sefer de Pinhani den Ben Nasıl Büyük Adam Olacam çalıyordu pesss artık...Alın siz de dinleyin Biz Nasıl Büyük Adam Olacağız bilemem :D




Devamını okuyun...
zaman: 3/06/2008 Yazan: bloggErdal 5 yorum

Facebook dan Çok Sıkıldık Artık!


Sabah sabah yeni Youtube videolarına bakarken Facebook la ilgili arama yaptım.Çok ilginç bir video çalışması gördüm.Videoda benim gibi düşünen birileri Facebook dan çok sıkıldık diyor ve bunu hem de çok güzel sözlerle haykırıyorlar :D.Tamam Facebook eski arkadaşları bulmada maziyi yadetmede işe yarıyor ama belli zaman sonra çok sıkıyor.Örneğin Zombie Wolves gibi benzeri gıcık oyun uygulamaları da başta zavkli ama sonra arkadaş topla savaş puan al bayıyor insanı hele de Recep İvedik'in dediği gibi amele kaynadı orası walla.Türkiye'deki arkadaşlık sitelerine çevirdiler orayı da.Zaten beleş bir site Türkiye'de amacından saptılmaya mahkum bıraklılıyor onların kaderi :D...Neyse söylenen lafta çok ama şunu söyleyeyim fazla kendinizi açmayın Facebookda Tunç abinin bu yazısını okuyun konuyla ilgili...

Devamını okuyun...
zaman: 3/06/2008 Yazan: bloggErdal 4 yorum

Bir Ailenin 30 Yıllık Vesikalık Arşivi

Yeni site keşfi sırasında ilginç bir çalışmaya rastladım.Diego Goldberg isimli adam ve karısı Susy 1976 evliliklerinden itibaren her sene vesikalıklarını çekmiş ve saklamışlar.Sizin de burdan görebileceğini